Yaşam İçin Seyehat

Seyehat etmek size dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösterirken kendi iç dünyanızı keşfetmenizi ve büyütmenizi sağlayacaktır, yıllardır konu olan illa ki hayatımızda bir kez olsun sorduğumuz ‘Çok okuyan mı bilir çok gezen mi’ nin cevabını tecrübe ederek öğrenme şansınız olacak.Tanıdığınız her kültür, gördüğünüz her şehir siz oradan ayrılırken sizinle beraber gelecektir. Eve dönüp de çantanızı bir kenara bırakınca aslında eşyalardan çok anı biriktirdiğinizi fark edeceksiniz. Yenen her bir yemek, konuşulan her bir insan, gittiğiniz yere ait her bir gelenek size dışarıda çok başka bir dünya olduğunu ve aslında bunları fark ettikçe insanın kendini daha kolay öğrenerek geliştirdiğini göreceksiniz. Seyehat etmeyi asla gözünüzde büyütmeyin, çevrenizi gezmekle başlayın işe. eminim yaşadığınız yerde bulunan bir çok güzelliği görmeye zamanınız ve ya fırsatınız olmamıştır. Yakın çevrenizi gezdiyseniz şimdi sıra yakınınız da ki şehirleri gezmekte, konaklamaya ayıracağınız fazla bütçeniz yoksa bile o doğa ana size her zaman ev sahipliği yapacaktır, kuracağınız bir çadır gecenizi daha iyi kılabilir. Şimdi bu anlattıklarımı hayata mükemmel bir şekilde geçiren bir insanı anlatmak istiyorum sizlere.

Anıl ÜNLÜ;

İlk gezi defterini üniversite yıllarında arkadaşlarının gazıyla 57 günlük interrail yaparak açtı. Tecrübesizlikten dolayı bol apara harcadığını belirterek ucuza gezmenin yollarını aradı. Çadırda kalarak ve ulaşımda da otostop çekerek konaklama, ulaşım maliyetlerini 0’a indirdi. Bu sayede parasını daha çok gezmeye ayırdı. Kamp sayesinde en güzel manzaralara uyanan anıl gezdiği yerlerde curasını çalıp türkülerimizi söyleyerek hem dışarıda Türkiye’yi temsil ediyor hem de youtube bu videolarını yükleyerek bizlere aslında seyehat etmenin hayal olmayacağını gösteriyor. Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliğinden mezun olduktan sonra Dünya turuna çıktı. Hürriyet seyehate konu olan imparatorun arabasına otostop çekme hikayesiyle tam olarak yıldızı parladı ve bu güzel seyehatçi daha fazla insana ulaşarak bizi ekran başında cesaretlendirerek anılarını bizlerle paylaştı. Teşekkürler Anıl.

Aslında anıl söylemesede biz onun sayesinde seyehat etmenin birkaç güzelliklerini de anladık;

1.İlki tabi ki de problem çözme ve çabuk karar vermekti.

2.Eşya değil tecrübe ve anı satın almanın daha mutlu ettiğini farkettik.

3.Daha planlı bir hayat yaşadığını gördük ve ucundan da olsa ben de tuttum.

4.Azla yetinmeyi öğrendik ki anıl bazen süt ve müsli yiyerek gezdiği zamanlarını hala hatırlıyorum.

5.Farklı kültürlerle tanışarak açık fikirli bir insan olursunuz.

6.İnsan ilişkilerinizi gelişir ki bu kaçınılmaz bir şey.

7.Kendinizi keşfedersiniz, daha çok şey deneyimlemek aslında sizin nelerden hoşlandığınızı ya da hoşlanmaığınızı anlamanız da yardımcı olacaktır.

8.Sevdiklerinizin kıymetini anlarsınız, anıl bence bu durumda daha çok rahat yatağını özledi 🙂

9.Yeni arkadaşlar edinirsiniz. Bir Ermenekli olarak anılla dünyanın farklı bir yerinde karşılaşacağıma eminim 🙂

10.hadi bu madde sizin yorumlarınız ile tamamlansın aşağı da yorum kısmına yazmayı unutmayın 😉

YAŞAM İÇİN İDOLLER

Francis Bacon meşhur ” İdoller (Putlar)” öğretisini tanıtır. Bunlar zihni kuşatan ve böylece zihnin doğayı tam ve doğru biçimde anlamasını engelleyen tipik hatalar, doğal eğilimler ve kusurlardır.

1.Soy İdolleri;

Bunlar insanoğlunun doğal yapısında bulunan doğal zayıflıklar ve eğilimlerdir. Bunlar doğuştan getirildikleri için tam anlamıyla bunlardan kurtulmak mümkün değildir. Bunlar sadece yeni baştan düzenlenebilir veya telafi edilebilirler. Bacon’ın verdiği örneklerden bir tanesi, insanların duyularına güvenme eğilimidir ki aslında bunlar tabiatı gereği yayan ve kolaylıkla aldanabilir niteliktedir. Soyun bir diğer putuysa insanların doğal olay ve görüngülerde, hakikatte var olandan daha fazla düzen algılama (hatta onlara böyle bir anlam yükleme) eğilimidir. 

Bacon, insanların aslında tekillik olan yerde benzerlik, aslında rastlantı olan yerde düzenlilik gibi şeyler bulmaya meyilli olduğuna işaret etmiştir. Örnekse, belli bir şehirde bir kişi piyango çekilişini kazandı diye o şehirdeki diğer kişilerin de benzer bir şansı olacağını düşünebilirsiniz, halbuki gerçekte, olaylar arasında böyle bir bağlantı söz konusu değildir. İnsanların bir de “hüsnükuruntu” yatkınlığı vardır. Bacon’a göre, insanlarda gerçek olmasını istedikleri şeylere inanma, bunları doğru kabul etme, hatta bunların var olduğunu kanıtlama meyli söz konusudur. Sonuçta, insanlar (adım adım, yavaş ve zahmetli bir şekilde kanıt biriktirmek yerine) doğrudan sonuca atlamaya ve vaktinden erken yargılarda bulunmaya eğilimlidir.

Televizyonda bir futbol maçı seyrettiğinizi düşünün. Sunucu, penaltı atışını kullanacak olan Semih’in önceki iki dış saha maçında penaltıdan iki başarılı vuruş yaparak gol attığını fark ediyor ve şöyle diyor, “Semih dış saha maçlarında başarılı penaltı atışları kullanıyor.” Sonra da oyuncunun yine iyi penaltı atışı yapacağını ima ederek, “Bugün de bir dış saha maçını izliyorsunuz.” diye söze devam ediyor. Bacon olsa muhtemelen sunucunun burada, hiç var olmayan bir bağlantı gördüğünü ve işte bunun da soy idollerinden biri olduğunu söylerdi.

2.Mağara İdolleri;

Tüm insanoğlu için geçerli olan soy idollerinin aksine, mağara idolleri kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Bunlar bireylerin aile geçmişleri, çocukluk deneyimleri, eğitimleri, yetiştiriliş tarzları, cinsiyetleri, dinleri, sosyal sınıfları ve benzeri özelliklerine bağlı olarak maruz kaldıkları ferdi bozukluklar, tahribatlar, önyargılar ve inançları yansıtır. Buna göre, belli bir zaman ve mekanda —örneğin, 11 Eylül 2001’den sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde— dünyaya gelen bir kimse, bu zamandan olmayan birine göre, savaş konusunda daha agresif bir tutum benimseyebilir. Ya da kişi “basmakalıp” bir zihniyet geliştirebilir. Yani olay ve olguları kendi dar yetiştiriliş tarzı ve disiplini içinde değerlendirerek olduğundan daha aza indirgeme veya sınıflandırma eğilimi geliştirebilir.

3.Çarşı İdolleri;


Bunlar insanların “birbirleriyle olan temasları ve ilişkilerinden” doğan ve net ya da mantıklı düşünmenin önünde engel teşkil eden unsurlardır. Burada sorun, dildir. Bacon, günlük konuşma dili veya argodan ziyade, çeşitli akademik topluluk ve disiplinler tarafından kullanılan özel sözcük dağarcıkları ve jargonlardan bahsetmektedir. Ona göre, “anlama ve algıda kelimelerle dayatılan idoller iki türlüdür”: Bunlar ya var olmayan şeylere verilen isimlerdir (örneğin, Aristotelesçi kozmolojinin kristal küreleri ya da hayaletler ve diğer hayal ürünü varlıklar) ya da var olan şeylere verilen hatalı, muğlak veya yanıltıcı isimlerdir (Bacon’a göre, örneğin rutubetli, faydalı gibi soyut nitelikler ve değer bildiren terimler özellikle kafa karışıklığına sebebiyet verebilmektedir).

4.Tiyatro İdolleri;


Mağara idolleri gibi tiyatro idolleri de kültürel olarak kazanılır, doğuştan gelmez. Tiyatroyla kastedilen kurgu ya da drama değildir. Bunlar daha çok, esasen büyük felsefe sistemlerinden gelen idollerdir. Bacon’ın aklındaki üç felsefe türü şöyledir: Orta Çağ döneminde yaygın olan Skolastik felsefe gibi deneyci olmayan, spekülasyona son derece açık ve soyut sofistik felsefe; eldeki bilgilerden yola çıkılarak sonradan genellemelere dönüştürülen çok az sayıdaki fikre dayalı deneyci felsefe; teolojiyle felsefenin sıkıntılı evliliği yüzünden dayanaksız olan batıl felsefe ki buna, örneğin sayıların incelenmesine adanmış dini inançlarıyla Pisagor’da veya hatta bilimsel çalışmaları Tanrı’nın yaratımı hikayeleriyle süsleyen günümüzün yaratılışçılarında da rastlanmaktadır. İnsanlar bilgiye ulaşabilmek için tüm bu idollerden kurtulmalıdır. İdoller bilginin önünde engeldir. Bunlar tıpkı pencerenin üzerinde birikmiş ve gerçekliği net bir manzara halinde görmenize mani olan pislik tabakası gibidir. Dünyayı daha iyi anlayabilmek için bu idolleri defetmeniz şarttır.

Şimdi idolleri biliyor ve kendimizi doğru şekilde isteğimize odaklı değiştirebilecek planlarımızı yapabilecek bilgideyiz. İnsan hayatı boyunca değişir ve yaşam için bir şeyler elde eder. Eğer değişemez ve durağan yaşarsak doğal seleksiyonla ölmeyi bekleyen bir çeşit canlı olarak kalmaktan başka bir işe yaramayız. Kendinizi değiştirmeniz için hiç bir zaman dilimi geç sayılmaz.

Introduce Yourself (Example Post)

This is an example post, originally published as part of Blogging University. Enroll in one of our ten programs, and start your blog right.

You’re going to publish a post today. Don’t worry about how your blog looks. Don’t worry if you haven’t given it a name yet, or you’re feeling overwhelmed. Just click the “New Post” button, and tell us why you’re here.

Why do this?

  • Because it gives new readers context. What are you about? Why should they read your blog?
  • Because it will help you focus you own ideas about your blog and what you’d like to do with it.

The post can be short or long, a personal intro to your life or a bloggy mission statement, a manifesto for the future or a simple outline of your the types of things you hope to publish.

To help you get started, here are a few questions:

  • Why are you blogging publicly, rather than keeping a personal journal?
  • What topics do you think you’ll write about?
  • Who would you love to connect with via your blog?
  • If you blog successfully throughout the next year, what would you hope to have accomplished?

You’re not locked into any of this; one of the wonderful things about blogs is how they constantly evolve as we learn, grow, and interact with one another — but it’s good to know where and why you started, and articulating your goals may just give you a few other post ideas.

Can’t think how to get started? Just write the first thing that pops into your head. Anne Lamott, author of a book on writing we love, says that you need to give yourself permission to write a “crappy first draft”. Anne makes a great point — just start writing, and worry about editing it later.

When you’re ready to publish, give your post three to five tags that describe your blog’s focus — writing, photography, fiction, parenting, food, cars, movies, sports, whatever. These tags will help others who care about your topics find you in the Reader. Make sure one of the tags is “zerotohero,” so other new bloggers can find you, too.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın